BaŞakHaber

Çocuklar Sokakta Kaybolmasın!

Çocuklar Sokakta Kaybolmasın!
Fatih KILIÇARSLAN
Fatih KILIÇARSLAN( fkilicarslan34@gmail.com )
50 views
20 Aralık 2012 - 23:31

Giriş

Çocuğun İstismarı öncelikle duygusala düzeyde başlar. Yeterli düzeyde sevgi ve ilgi görmeyen ya da aşırı sevgi ve ilgi gören çocuk duygusal düzeyde ihmal ve istismar ediliyordur. Çocuğun ilişkide aşağılanması, küçümsenmesi, suçlanması, yalnız bırakılması, bağımlı kılma ve aşırı koruma duygusal düzeyde ihmaldir. İhmal, istismar ve şiddet döngüsü adım adım çocuğun duygusal ihmali başlar. Duygusal ihmal, sözel istismara, sözel istismar fiziksel şiddete yol açabilir. Günümüzde belirli bir kesim ailelerce, çocuğun ticari bir meta olarak algılanması, çocukların kullanarak kazanç sağlanmasına yönelik tutumlar istismar ve ihmali yaygınlaşmıştır. Çocuklar kırsal bölgelerden büyük şehir merkezlerine çeteler tarafından getirilmekte, çocuk işçisi olarak korumasız ve güvensiz ortamlarda çalıştırılmaktadır.

Sağlıksız ebeveyn tutumları

Çocuk ailede bulamadığı ilgi ve sevgiyi aile dışında aramaya yönelir kişilik bozukluğu ve istismar eğiliminde olan kişi ve ya gruplarca cinsel taciz ve tecavüz girişimleri ile karşı karşıya kalabilir. Çocuklar, mendil satmakta, ayakkabıcı boyacısı olmakta, ağır sanayi kurumlarında kullanılmaktadır. Bu yanlış tutumlar çocuklarımızı savunmasız bırakmakta tedavisi oldukça güç hastalıklara yol açmaktadır. İlköğretim çağında olan çocukların öğrenimini sürdürmek yerine bedensel ve ruhsal özelliklerine uygun olmayan işlerde çalıştırılması gelişimini olumsuz etkileyerek ihmal ve istismara yol açmaktadır. Çocuklar kendisini istismarın sorumlusu olarak görebilir. Derin suçluluk ve utanç duygusu yaşayabilir. Dışlanmaktan ve ceza verilmesinden, ilgi ve sevgiyi kaybetmekten korkabilir. İstismara maruz kalmış çocuk travma geçiren çocuklar özelliğini gösterir. Örtülü depresyon geçirebilirler. İçine kapanma ve ya aşırı hareketlilik içersinde davranış sorunları yaşar. Kaygılı tepkiler içersinde öfke patlamaları, duygusal iniş ve çıkışlar, günlük yaşam aktivitelerinde uyumsuzluklar gösteririler.

TÜİK verilerine göre

Suça sürüklenen çocuk sayısı 2008´de 62 bin 430, 2009´da 68 bin 344, 2010´da 83 bin 393 ve 2011 yılında ise 84 bin 916. Türkiye İstatistik Kurumu´nun (TÜİK), ´Güvenlik Birimine Gelen veya Getirilen Çocuklar´ adlı raporuna göre; 2008-2011 yılları arasında kaybolan çocuk sayısı 27 bini geçmiş. Kayıp çocukların 16 bin 289´u kız çocuğu. 81 ilde yapılan araştırmaya göre, 2008-2011 yılları arasında kaybolan çocuk sayısı 27 bini geçmiş. Kayıp çocukların 16 bin 289´u kız çocuğu. Aynı yıllar arasında bulunan çocuk sayısı ise 5 bin 974. Araştırmanın bir diğer dikkat çekici sonucu ise kurumlardan kaçan çocuk sayısı. Kurumlardan, son 4 yılda kaçanların sayısı 3 bin 227 iken, bunların bin 620´sini kızlar oluşturuyor. Araştırmaya göre; terk sayısı 2008 yılında 89, 2009 yılında 48, 2010 yılında 66, 2011 yılında 27 çocuk. Evden kaçan çocuk sayısı ise 2008 yılında 2 bin 412, 2009 yılında 3 bin 195, 2010´da 3 bin 205, 2011´de 3 bin 222. Araştırmaya göre, bulunan çocuk sayısı 2008 yılında bin 340, 2009´da bin 669, 2010´da bin 757, 2011´da bin 208 çocuk.

Kayıp çocuk sayısı ise şöyle: 2008 yılında 4 bin 517 çocuk, 2009´da 5 bin 81, 2010´da 8 bin 81, 2011 yılında 10 bin 67 çocuk. Mağdur; 2008 yılında 44 bin 153, 2009 yılında 61 bin 645, 2010 yılında 76 bin 428, 2011 yılında 88 bin 582 çocuk. Kayıp çocukların 16 bin 289´unu kız çocukları oluşturuyor.

Madde kullanımı; 2008 yılında 163, 2009 yılında 373, 2010 yılında 985, 2011 yılında 418 çocuk. Sokakta çalışma; 2008 yılında 3 bin 632, 2009 yılında 3 bin 579, 2010 yılında 2 bin 768, 2011 yılında bin 712 çocuk. Sokakta yaşama; 2008 yılında 20, 2009 yılında 16, 2010 yılında 39, 2011 yılında 24 çocuk.

Kanunsuz çalışma 2008 yılında 35, 2009 yılında 9, 2010 yılında 12, 2011 yılında 16 çocuk. Bilgisine başvurma; 2008 yılında 2 bin 436, 2009 yılında 2 bin 363, 2010 yılında 3 bin 877, 2011 yılında 5 bin 418 çocuk. Okula gönderilmeme; 2008 yılında 21, 2009 yılında bin 190, 2010 yılında bin 28, 2011 yılında bin 129 çocuk.

Kurumdan kaçma 2008 yılında 426, 2009 yılında 827, 2010 yılında 868, 2011 yılında bin 106 çocuk. 2008 yılında kurumdan kaçanların 249´u, 2009 yılında 365´i, 2010 yılında 448´, 2011 yılında 558´i kızlardan oluşuyor.

Diğer nedenlerle haklarında işlem yapılan çocuk sayısı 2008 yılında 9 bin 741; 2009 yılında 3 bin 302; 2010 yılında 4 bin 963; 2011 yılında 4 bin 916.

Sonuç ve öneriler

İnsanı merkeze alan sosyal hizmetin en temel amacı ailenin yaşama kalitesini yükseltmek olmalıdır. Ailenin gelişimini destekleyecek hizmetler kurum temelli bir yapıdan toplum temelli organizasyona dönüşmek zorundadır. Çünkü ailede ortaya çıkan psiko-sosyal ve ekonomik sorunları ancak ailenin bulunduğu yerden başlayarak çözüm sürecine ailenin katılımını sağlayarak kolay, ulaşılabilir hizmetlerle kalıcı çözümler üretebiliriz. Toplum temelli sosyal hizmetin stratejisi, sosyal sorunlar oluşmadan çocuk, genç, kadın ve ailelere koruyucu ve önleyici hizmetleri içerir. Toplumun oluşturan bireylerin kuruma müracaatını beklemeden hizmet süreci,  profesyonellerin vatandaşla iletişim kurmasıyla başlar. Aileye her yaşam evresinde, ailenin yaşam kalitesini yükseltecek eğitim, rehberlik, danışmanlık ve rehabilitasyon hizmetleri içerir.

Sosyal Hizmet Uzmanı/AİLE-DER Yönetim Kurulu Başkanı

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.