BaŞakHaber

Milli rüya bitti!

Milli rüya bitti!
Ahmet GÜLÜMSEYEN
Ahmet GÜLÜMSEYEN( gulumseyen@hotmail.com )
58 views
28 Mart 2013 - 9:06

Futbolda Milli Takım haftası yaşadık. Tüm beklentiler, Adorra ve Macaristan maçlarından alınacak galibiyetler sonucu, grupta en iyi ikinciliği yakalayıp 2014 Dünya Kupasına gidebilmek.

D Grubunda rakiplere gol dahi atma başarısı gösteremeyen Andorra karışında, gol yemeden aldığımız 2-0’lık galibiyet, oysaki nasıl umutlandırmıştı, bizleri. Bu beklenti sadece ‘skorla’ sınırlı olunca, haklı olarak asıl çetin ‘ceviz’ Macaristan oldu.

1998 yılından buyana üst üste oynadığı maçları kazanmamayı ‘takıntı’ haline getiren ekibimiz açısından, Macaristan karşılaşması da bir yenisi mi olacak, düşüncesine katılmamak kaçınılmaz olabilirdi. Nitekim de korkulan oldu ve ‘taç atışından’ başlayan pozisyonda evlere şenlik gol, 2 puanla birlikte beklentilerin de kaybolmasına neden oldu.

Oysa ki maça iyi başlamıştı Ay-yıldızlı ekibimiz. Sahada ki kadro kadar, tribünlerdeki ‘seyircide’ sonucu etkileyecek ‘görevi’ üstlenenlerin arasındaydı. Onların tribünden verdiği destek, rakip kalede üst üste pozisyon bulmak için adeta ‘artı’ güç oldu. Alper, Arda ve Nuri ile iyi organize olan orta sahamız, Burak ve Umut’ın rakip kalede pozisyona girmeyi kolaylaştırdı. Bizde her defasında eksik olan, gol vuruşlarında ki (kimse alınmasın ama) beceriksizlik, skor tabelasının ‘aynı’ kalmasını sağladı.

Rakip kalede gol kaçırma ‘hastalığı’ nüksedince, rakip tabii ki boş durmayacak. Macaristan 23.dakikada kaçırdığı, dahası kalecimiz Umut ve kale direğimize takılması birazda ‘şansın’ bizde olduğunun da görüntüsüydü.

Her takıma, her zaman lazım olacak bir etkili ‘lider’ gerekecekti. Macaristan karşısında bu görevi üstlenen isim Arda oldu. Maçın ikinci yarısında deyim yerindeyse ‘orkestra şefi’ gibi yönetti takımı. Başarılı oyuncunun ‘alda at’ dediği pozisyonların sadece birini değerlendiren Burak, takımızı 1-0 öne geçirdiği dakikada ‘oysaki’ ne kadar da yüzümüzü gülmüştü. Ama gönlümüz halen ‘endişeliydi’. Tabii bunda geçmişten gelen ‘kolay gol yeme’ alışkanlığının izleri vardı. Nitekim korkulan oldu ve rakip kalede kolay ‘kaçırdığımız’ gollerin bir benzerini, bu kez savunma hatamızın sonucunda kalemizde gördük.

Yazımızın girişinde ifade ettiğimiz gibi gelinen nokta malum; Dünya Kupası rafa, ortaya konan futbolun, skora yansıtılması umutları bir başka maça kalmıştı.

Bundan sonra ne olur?Bu sorunun cevabı ancak takımın teknik ‘kurmayının’ başarı/başarısızlık karnesinde yazılı. 2012 Avrupa Şampiyonası elemelerinin bitiminde Hollandalı Hiddink’in yerine göreve getirilen Abdullah Avcı’nın karnesine bakmak gerekecek. 6’sı resmi olmak üzere 15 karşılaşmada 6 galibiyet ve 7 yenilgi alan Avcı’nın karnesinde ki ‘ibre’ eksiyi gösteriyor. Hal böyle olunca da sorgulama başlayacak tabii ki ‘Gitsin mi, kalsın mı?’ Ve yine gündem gelecek; Bir şans daha. Duygusal tarafımız sağlam ya, bu söylentilerin ‘Ligin’ kızışması, 6 Eylülde oynanacak Andorra maçına kadar futbolda ‘Milli duyguların’ 6 ay daha ertelemesine neden olacak.

Bulvar Basınımız (pardon) spor basınımız yine suni gündem oluşturmaya başladı bile; Milli Takım için ‘favori’ isim Şenol Güneş. İnsanın diyesi geliyor ‘Daha da ne(!)’ Güneş’in bu tür bir maceraya girmesinin  ‘akılla’ ifade edilecek bir tarafı olamaz (1) Şuanda Abdullah Avcı isminin yerine alternatif aramak, içimizde ‘gelgitler/yaşayan’ futbolumuzun Milli takım düzeyinde düzeltilmesini beklemek, ‘mantıkla’’ ifade edilemez. (2)  

Peki gelinen durumu Teknik Direktör Abdullah Avcı nasıl değerlendiriyor; temkinli. Dedik ya bu hastalık sadece Milli Takımımızda değil kulüplerde de yaşanıyor; Teknik olarak duran ve kale sahasına indirilen yan toplar.Sonuç ‘kayıplardayız’.Avcı ne diyor; Az da şansımız var. Bunu sonuna kadar zorlayacağız. Kalan 4 maçı kazanmaktan başka çaremiz yok.

Evet, bir Milli Takım masalı daha ‘altı aylığına’ bitti. Grubumuzda şansımız elbette ki yok denecek kadar. Geçici mutluluklardan ziyade, kalıcı başarılan için ‘yola’ koyulmak gerek. Bu sadece ülke takımıyla mümkün değil. Bunun ‘kurtuluş reçetesi’ ligde ki takımlarımız ve gurbetçi oyuncularımızın performansının iyi olmasına bağlı. Toplama isimlerle, birkaç gün kamp yakarak, yeni bir başarı ‘ivmesi’ yakalamak zor. Başarı ancak, oyuncuların takımlarında  ‘kişisel’ becerilerinin ön plana çıkarıp ve hataların en aza indirerek gerçekleştirmek mümkün olacak. Andorra ve Macaristan maçları, bunu bariz olarak bizlere gösterdi.  

E-mail: gulumseyen@hotmail.com Twitter: ahmetgulumseyen

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.