BaŞakHaber

Rıza ve UEFA’nın cezaları

Rıza ve UEFA’nın cezaları
Ahmet GÜLÜMSEYEN
Ahmet GÜLÜMSEYEN( gulumseyen@hotmail.com )
57 views
28 Haziran 2013 - 11:59

Arkadaşlarımız davranış bozukluğu gösteren (otizmli) çocuklar üzerine çalışıyorlar. Kendilerinin bir temennisi var; Keşke tüm çocuklar sağlıklı olsa da bizler işsiz kalsak. Ama olmuyor. Herkes kendine göre bir imtihandan geçiyor. Tıpkı bizlerinde, karmaşık bir yapıya bürünen spor gündeminde şahit olduğumuz ‘tuhaf’ olaylar gibi

Bazen düşünüyorum da sporumuz önceden bu kadar kirli değildi. Etik kural, ‘saygınlık’ gerektiren bir duruş vardı. Bizlerde otizmli çocuklarla çalışan arkadaşlarımız gibi benzer, ‘iyi dilekte’  bulunuyoruz zaman zaman; Keşke ‘spor’ özü gibi kalsa, bu kadar karmaşık bir yapıya bürünmese de bizlerde biraz sporu ‘bilimsel’ tarafıyla ilgilenip, yazabilsek

Ama maalesef olmuyor. Süreç ve tabloya bakıyorsunuz da Ortada karmaşık bir yapı ve o kadar yanlış yansımalar var ki kendi kendinize ‘sessiz’ kalınmaması gerektiğine kanaat getiriyoruz.

İşte Milli Güreşçi Rıza Kayaalp’e yapılan linç girişimi. Ülkemiz için hem başarılı sporcu yetişmiyor yakıştırması yapılıyor, yetişeni ise yok etmeye çalışıyoruz. İşin gerçekle uzaktan da ilgisi olsa ‘gam’ yemem. Güya başarılı sporcu twitter hesabı üzerinden Gezi Parkı eylemlerine katılanlara ırkçı söylemlerde bulunmuş.Vay efendim böyle bir sporcu bunu yapabilir miymiş!

Twitter kullanıyor musunuz, bilmiyorum ama kullananlar bilir. Her geçen gün yaygınlaşan bu sosyal medya ağı üzerinden sahte hesap açmak çok kolay. Başkasını karalama, bir örgüt gibi çalışma (Gezi parkı olaylarında buna şahit olduk) imkanına sahip olunabiliyor.

Aile yaşantısı ve sportif başarılarıyla ülkemize sayısız madalyalar kazandıran Mili güreşçimiz, bugünlerde bazı gazeteci diye geçinen şahıslarca saldırıya uğruyor; Irkçı bir sporcunun Türk Sporunda işi olmamalı

Milli Güreşçi, sahte olmayan kendi twitter hesabından ‘ adimla gonderilen tweetlerin sahibi “rizakayaalpriza” hesabi bana ait degildir’ diyor. Ona rağmen kendilerine gazetelerinde köşe edinenler (reklam olmaması için isimlerini yazmayacağım) çıkıp Milli güreşçiye ‘ırkçı’ söylemler yapıyor yakıştırmasında bulunuyorlar.

Şimdi, soruyorum sizlere? Ülkemizi Dünya minderlerinde başarıyla temsil eden Milli Güreşçiye yapılanlar da bir ‘ırkçılık’ hareketi kapsamına girmiyor mu?

Bununla ilgili Güreş Federasyonu niçin sessiz kalıyor! Başkan Hamza Yerlikaya, Türkiye’nin medarı  iftiarı   güreşçimiz Rıza Kayaalp’ı da yanına alarak ‘linç’ girişimine karşı bir açıklama yapmalı. Yok eğer, bu tür saldırılan her zaman yapılıyor, söylenenleri biz ‘ciddiye’ almıyoruz deniliyor ise, o zaman kimsenin yaptığı/söylediği yanına kâr kalmaması adına, yazılanların muhatapları hakkında yasal işlemler başlatılmalı!…

UEFA RESMEN DALGA GEÇİYOR

3 Temmuz sürecine yönelik şike iddialarıyla Disiplin Kurulu’na gönderilen Fenerbahçe 2+1, Beşiktaş 1 yıl Avrupa kupalarından men edildi.

Kimden geldi karar; UEFA’dan. Karar sürpriz mi; Değil. Öyle ise sormak istiyorum; Bu gelişme niçin tuhafımıza/zorumuza gidiyor!

Şimdi  ne olacak; Kulüplerimiz bir üst mahkemeye gidecek. Sonuç değişir mi? Şahsıma sorarsınız, değişen fazla bir şey olmaz. Çünkü Avrupa Maçları Kuraları çekilip fikstür belirleniyor.Üst mahkemeden çıkacak aksi kararlar, UEFA’nın tüm hesaplarını altüst eder.  

Bir de işin aması var? O ise UEFA’nın cezasını Kulüpler düzeyinde vermesi. Şimdi karşımıza çıkan soru; İsimler üzerindeki ceza ne zaman verilecek? O biraz zaman bırakıldı gibi…

İşte, o zamana bırakma ‘eylemi’,  inanın beni çok rahatsız etti. UEFA Ceza Kurulu bu tür uygulama ile (Kulüp ve İdarecilere verilen cezanın ayrılması) ‘Resmen Türk Futbolu ile dalga geçiyor’ denilebilir!

Ben bir hukukçu değilim ama Gazetemizin köşe yazarı aynı zamanda kendisi iyi bir hukukçu olan Ali Karahasanoğlu, dünkü yazısına ‘Yıldırım’a el çektirme var da Kocasakal’a niye yok?’ başlığını atmış. Fenerbahçe başkanına verilen ‘Yıldırım’ hızında ki ceza onunda dikkatini çekmiş.

İnsan yine düşünmüyor değil; 5. Asliye Mahkemesinde çıkan Aziz Yıldırım ve diğer yönetim kurulu üyelerinin, UEFA’dan çıkan kararla aynı tarihe denk gelmesi ‘tesadüfi’ mi yoksa işbirliğin bir neticesi mi?

Bu sorunun yorumunu da hukukçulara bırakalım!….

Twitter:ahmetgulumseyen

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.