BaŞakHaber

Ders gibi Süper Kupa

Ders gibi Süper Kupa
Ahmet GÜLÜMSEYEN
Ahmet GÜLÜMSEYEN( gulumseyen@hotmail.com )
66 views
13 Ağustos 2013 - 13:48

Üst düzey bir futbol kalitesi, oyuncuların yeteneklerini sergileyecekleri birtakım görüntüsü yoktu belki Süper Kupa finalinde ama, rekabetin adı Fenerbahçe ile Galatasaray olunca, yine nefesler tutulup, heyecan doruğa çıktı. Tarihi buluşma heyecanı sadece taraftar, yönetim dahası sahada sergilenen oyun dışıyla sınırlı değil, en kaliteli dediğimiz futbolcusunda dahi maç süresince bunu gözlemlemek mümkün oldu.

‘Karşılaşmayı kim kazanır, hangi takım sezona kupa morali ile başlar’ şeklindeki sorunun karşılığı arandı Kayseri’deki futbol arenasında. Oyunun normal süresi başladığı gibi tamamlanırken, maçın uzatma bölümünde gelen tek gol, karşılaşmayı kazanan tarafın sarı-kırmızılı ekip olduğunu resmileştirdi.

Galatasaray hak ettiği bir galibiyete imza atarak Süper Kupanın sahibi oldu. Oyunun genelinde sahadaki mücadeleye hakim bir görüntü çizerken, yetenekli oyuncuları sayesinde gülen taraf oldu. Hep denir ya ‘Bu tür maçlar, sezon öncesi takımların gücünü görmeleri açısından önemlidir’ diye. Belki yaz ortası olmasından,  sıcaklık ve bir o kadar bunaltıcı bir mevsim yaşanmasından dolayı, futbol atmosferinin istenilen kıvamı için tam isabet oldu, Kayseri.

Gerek Fenerbahçe, gerekse Galatasaray Kupa maçı öncesi oynadığı Avrupa ve hazırlık maçlarında bir nevi eksiklerini bizlere yansıtmıştı. Hatırlayınız o maçlarda kimlerin ön plana çıkıp, takımlarının kazanmasında nasıl bir katkı sağladıklarını! Süper Kupa finalinde de farklı bir tablo çıkmadı ortaya.

İşte Galatasaray. Maç öncesi size/bize kime sorsanız bu maçlarda ön plana hangi oyuncu çıkar, hangi futbolcunun yıldızı parlar diye; Muslera, Amrabat, Drogba demekten başka bir seçenek yoktu. Aynı düşünceyi Fenerbahçe için de söylemek mümkündü; Kaleci Mert (Volkan’ın yerine bulduğu şansı iyi değerlendirdi), Alves, Musa Sow.

‘Bir takımın oyununu orta saha, bir maçın sonucu ise kaleciler belirler’ sözünün hep arkasında dururum. Galatasaray, Fenerbahçe karşısında daha rahat pozisyon bulması, bir o kadar ileri uç elamanlarını pozisyonlara sokmasında, orta sahada yer alan isimlerin önemli rolü vardı. Hamit, Amrabat, Selçuk İnan üçgenini iyi kuran Aslan, gelişen ataklarda takımlarının rakip kalede daha etkili olmasını sağladı. Hal böyle olunca da savunmada Alves ve Mehmet Topal’a önemli görevler düştü, kurtarışlarıyla Mert maçta ön plana çıkan isim oldu.

Süper Kupa’nın kırılma anı 63. dakikada Alves’in ikinci sarı kartla oyun dışı kalmasıyla oldu. O dakikaya kadar Alves, takımın savunmasını iyi toparlayan, yeni bir transfer olmasına rağmen gelecek için sevenlerine güven veren bir oyun sergiledi. Fenerbahçe 10 kişi kaldıktan sonra, Galatasaray topa ve oyuna daha hakimdi. Üst üste ataklar geliştirdi. Kaleci Mert’in gününde oluşu birazda golü geciktiren önemli etkendi ama Fener’in yenik duruma düşmesi an meselesiydi. Nitekim mücadelenin skorunu belirleyen ve Galatasaray’a üst üste ikinci Süper Kupa’nın sahibi yapan altın gol, günün başarılı ismi Drogba’dan geldi.

Evet, ortaya konan futbol, alınan netice seyir bakımından belki tatmin edici değildi ama, adının derbi; takımlar da Fenerbahçe ve Galatasaray olunca, insan ister istemez maça kendini kaptırmasına, Süper Kupa finalinin heyecan vermesine sebeb oldu.

YABANCI SAYISI GÖZDEN GEÇİRİLMELİ

Bu maçla ilgili dikkat çeken bir başka husus, yabancı kontenjanındaki sınırlama. Sizin elinizde iyi oyuncular var ama onları, mecburiyetten yedek kulübesinde değil de tribünde oturtmanız. Nitekim her iki takımın da hazırlık ve Avrupa maçlarına sekiz yabancı isimle başlamaları, Türkiye Futbol Federasyonuna (TFF) mesaj niteliği taşıyordu. Süper Kupa karşılaşması da bizlere gösterdi ki, yabancı oyuncu tribünde değil de yedek kulübesinde pekala olabilir. Bunun ne anlama geldiğini Alves’in oyun dışı kaldığından veya Galatasaray’da Chedjou’nun tribünde olmasından daha iyi anlamış olduk..

Evet, şahsım da yabancı oyuncu sayısının fazla olmasına karşı. Fakat, madem 10 yabancı diye sınır getirmişsin, onun uygulaması sahada 6+0+4 değil de 6+2+2 şeklinde olabilir ve bu durumdan çok da iyi bir netice alınabilir.

Ünal Aysal, Aziz Yıldırım ve Yıldırım Demirören Şeref tribününde, beraber maçı izledi. Bu tablonun oluşması için Gençlik ve Spor Bakanı’nın haftalar öncesinden başlayan çalışmalarına şahidim Emniyetin gayreti sonucunda, Taksim Gezi Olaylarını Kayseri’ye taşımak isteyenler de, bu konuda sosyal medyada adeta seferberlik ilan edenler de, deyim yerindeyse hayal kırıklığına uğradı. Kupayı kazanan Galatasaray kadar, futbolun şiddetten uzak bir final oynanmasına emeği geçen herkesi tebrik ederim.

twitter: ahmetgulumseyen

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.