BaŞakHaber

Gençlerimiz Geleceğimiz!

Hadi çocuğum!

Gençlerimiz Geleceğimiz!
Mustafa TEZCAN
Mustafa TEZCAN( bilgi@mustafatezcan.com )
45 views
19 Mayıs 2020 - 14:15

Hadi çocuğum!

Hadi çocuğum! (  5 dak. sonra)

Hadi çocuğum! (15 dak. sonra)

Yukarıdaki cümleler tanıdık değil mi?

Böyle bir durumla karşılaşmışsınızdır.

Bilgisayarın, tabletin, cep telefonunun başından bir türlü kalkmak bilmeyen bin genç…

Ne olacak bu gençliğin hali?

Son zamanlarda çok duyduğumuz bir cümle. Konuyu tanımlayan ve çözüm belirten yok aslında. Sadece sorunu tekrarlayıp duruyoruz.

Konumuz el bebek, gül bebek yetiştirdiğimiz, gözümüzün nuru olan evlatlarımız. Geleceğimiz, umudumuz olan çocuklarımız ve gençlerimiz. Gençlik ve teknoloji, cep telefonu, tablet ve bilgisayar, bunların kullanım amaçları, kullanım şekilleri, kullanım süreleri…

Teknolojinin kullanım yaşında alt sınır kalmadı, dolayısı ile çocuklar bebek iken teknoloji ile karşılaşıp onun olumsuz etkilerine maruz kalıyorlar. Masum bir şekilde oyalansın, ses çıkarmasın diye başlayan kullanım serüveni, basit oyunlar, videolar, fotoğraflar, sosyal medya ile devam ediyor.

Bu teknolojik araçlar çocuğu gerçek hayattan koparıp zamanla sokağa çıkmayan, yaş grupları ile temas kurmayan, sadece sosyal medya da sosyal olan, asansörde karşılaşınca selam bile vermeyen, iki cümleyi kurmaktan aciz bir gençlik haline getiriyor. Zamanla basit oyunlar yerini yüksek çözünürlükteki strateji oyunlarına bırakıyor. Ve gencimiz bilgisayarın başında olmasa bile oyunu düşünür hale geliyor. Bakıyorsunuz ortada ruh gibi dolaşıyor. Çünkü oyun oynamaya başlayınca zamanın nasıl geçtiğinin farkına varmıyor, uyku yemek gibi bedensel ihtiyaçları, konuşma, gülme gibi ruhsal ihtiyaçları unutuyor. Bunlar yetmiyormuş gibi saatlerce hareketsiz kalmak metabolizma ve kan dolaşımına zarar veriyor. Vücuttaki enerji dışarı atılamadığı için stres ve gerginlik oluşuyor. Sonra dokunsanız patlayacak hale geliyor. Anlama, algılama, konsantrasyon sorunları ortaya çıkıyor. Ve işin ilginci anne babalar bu durumun gerçek sonuçları ile öğrenci lise 1,2 ve 3.sınıfa gelince karşılaşıyor.

Durum böyle…

 

Gelelim çözüme;

* Küçük yaşta sessiz kalsınlar diye çocukların ellerine cep telefonu ve bilgisayar vermeyelim, onlarla oynamayı tercih edelim. Ev içinde oynanabilen bir çok oyun var, hatırlayın, çocukluğumuzda geceleri evde oynadığımız oyunlar vardı. Hem kültürümüzü onlara öğretelim hem de  içimizdeki çocuğu ortaya çıkaralım. İnanın bize de çok iyi gelecek. Küçükken teknolojik araçlarımız yoktu ve daha mutluyduk. Özellikle şu günlerde çocuklarla evde olmak büyük bir fırsat.

*Ev de sorumluluklar verelim; odayı toplamak, temizlik, yemek yapmak, sofra hazırlamak, cay demlemek gibi. İnanın onlara çok iyi gelecek. Ve buna küçükten başlayın. Annelerimiz sağ olsun çocukların ellerini sıcak sudan soğuk suya dokundurtmuyorlar. Ve bunu da ders çalışsınlar diye yapıyorlar. Bir şeyler yapmak, üretmek, evde işe yaramak onların kişilik gelişimine ve ruh hallerine çok iyi geliyor. Ve ayrıca onların kendi ayakları üzerinde durma becerileri derslerine de pozitif yansıyacaktır merak etmeyin.

*Aile toplantıları yapalım. Haftanın belirli günlerinde, zamanı önceden belirleyip, bir takım ikramlarda hazırlayarak, ailenin bir gündemi, ülkenin ve dünyanın durumu, aileden bir ferdin problemi konuşulabilir. Kadim kültürümüz ve değerlerimiz üzerinde durmamız özellikle önemli. Belli bir kaynaktan kitap okuma da olabilir. Sırayla okunması daha da verimli olur. Bu toplantılarda nasihat vermeyelim sohbet edelim. Onların konuşmalarını sağlayalım. Bu toplantılara güzel bir ad da verilmesi iyi olur. Çay saati, sohbet vakti, okuma saati, aile vakti gibi.

* Yaş grupları ile özellikle sokakta, parkta oynamalarını sağlayalım, bırakın kirlensinler ve hasta olsunlar. Doğayla, hayvanlarla temas kurmalarını sağlayalım. Ruhları kirlenmektense kıyafetleri kirlensin!

* Çocukların spor, müzik, sanat alanlarında bir hobi edinmelerini sağlayalım ki kendilerini ifade edebilecekleri bir gerçek sosyal ortamları olsun. Becerileri ortaya çıkıp gelişsin, el ayak zihin koordinasyonları gelişsin. Aksi halde kendilerini gerçekleştirmek için sosyal medya dışında alternatifleri kalmıyor.

* Onlarla bol bol konuşmaya çalışalım. Eğer telefon, bilgisayar ve TV’den fırsat bulabilirsek. Onlardan çok bir farkımız yok aslında. Biz öncelikle onlara vakit geçirmeyi tercih edelim. Ve bu alanda sabırlı hareket edelim.

* Kullanım süreci ile anlaşma yoluna gidebiliriz. Cezalandırma ve ödül çözüm değil çünkü.

* Sorun sadece sizin çocuğunuz ile ilgili değil, arkadaşları ile de ilgili olduğu için onların aileleri ve çocukların sınıf öğretmenleri ile konuşup hep beraber karar alınarak çözülebilir.

* Tamamen bilgisayarı ve interneti kaldırmak çözüm değil elbette, kendi kendine kontrol edebilir hale getirmek, oto kontrolü yerleştirmek en doğrusu. Buda önce sizin ona güvenip yetki ve sorumluluğu kendisine bırakarak olur. Ama ne yaptığını, hangi oyun oynadığını bilmek şartıyla. Teknoloji ile verimli ve faydalı çalışmalar yapması sağlanabilir.

* Önemli bir noktada anne ve babanın aynı dili kullanması, aynı tavrı göstermesi, böylelikle çocuğun kullanacağı açık bir kapı kalmasın.

İlmin kapısı olarak bilinen Hz. Ali şöyle diyor; “ Çocuklarınızı kendi yaşadığınız zamana göre değil, onların yaşayacakları zamana göre yetiştirin.”

Çocukları kendi zamanlarının tehlikelerinden korumak da eğitimin önemli bir parçası olarak düşünüyorum.

Geleceğimiz olan yeni nesilleri yetiştirmede dede ve ninelerimiz kadar hassas ve başarılı olma temennisi ile..

Mustafa TEZCAN

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.