BaŞakHaber

Geleneksel sporlarla haçlı ve Siyonist anlayışı yenmek (2)

Geleneksel sporlarla haçlı ve Siyonist anlayışı yenmek (2)
Ahmet GÜLÜMSEYEN
Ahmet GÜLÜMSEYEN( gulumseyen@hotmail.com )
52 views
16 Ocak 2021 - 22:41
47/ 100

Bir milletin kimlik ve benlik kazanması, ayakta kalabilmesi için kültürün muhafazası oldukça önem taşımaktadır. Halk tarafından o, kültür olarak isimlendirilen değerleri benimsenmesi ve yaşatılması için, kültürün sosyal hayatın içerinde yer alması, sürdürülür olması önem taşımaktadır. Spor da bu kültürün önemli bir alt basamaklarındandır. O nedenle, günlük hayatın içerisinde yer alan spor etkinlikleri toplumların kültürü üzerinde önemli etkileşim göstermektedir…

Akademik araştırmalarda “Eski Türk toplumlarında at binen, ok atan, kılıç kullanan, güreş yapan, yiğit, cesur, güzel ahlaklı örnek insanların varlığından” söz edilmektedir. Bir başka akademik araştırma da Sayın M.Fatih Karahüseyinoğlu, Geleneksel spor ile Modern spor karışımını ‘Geleneksel Türk Sporlarını diğer sporlardan faklı kılan özellikler otantik, geleneksel yapısıyla törensel ritüelleridir. Bu sporlardaki geleneksel pratikler kısmen de olsa yitirilir veya değiştirilirse geleneksel/modern karışımı oluşan melez bir yapı oluşacağı kaçınılmazdır’ şeklinde ifade ediyor. Geleneksel ve Modern sporun karışımına Spor Bilimcisi Sayın Karahüseyinoğlu’nun ‘melez’, bizim ise  ‘hormonlu’ (daha çok dillendirilmesi için bu kelimenin literatüre girmesini arzuluyoruz) yakıştırmasıyla, toplum kültürünün spor aracılığıyla nasıl ‘tahribata’ uğradığını ayan-beyan görmekteyiz. Peki, bu nasıl oluyor? Devam edelim…

Türk kültüründeki geleneksel sporlar içerisinde okçuluk, binicilik, avcılık, güreş (Yağlı Güreş, Aba, Şalvar) gibi branşların yer aldığı, geleneksel oyunlarımız arasında ise, aşık oyunu, mangala, ip çekme, birdir bir gibi oyunların yer aldığını görmekteyiz. Her bir spor dalı ve oyun, günümüzde unutulmaya doğru ‘hızlı’ bir şekilde yol aldığını görmekteyiz. Oysaki toplumsal kültürün yansıması olan bu spor branşları ve oyunların özünde toplumun sahip olduğu milli ve manevi değerlerin yansımaları var. Dünyanın dört bir tarafında cesaret ve adaletle hüküm sürmüş bir tarihimiz var. Toplumların geleceğe emin bakabilmeleri için nasıl ki tarih bilincinin hatırlanması ve yaşatılması önem taşıyorsa, kültürün devamı için de geleneklere sadakat de o denli önem arz etmektedir. Bedenin güçlü olması ve eğitilmesi (şimdiki ifadesiyle spor) insanoğlunun temel ihtiyaçları, yaşamın bir parçası olan korunma ve beslenme gibi zorunluluktan ortaya çıktı. Günümüzde ise bu süreç çok farklı anlayışın birer devamı ve yansıması olarak boyut kazanmasıyla devam etmektedir. Bir sporcunun sahip olduğu kazanma ve kaybetme hırsından, sporcunun giydiği kıyafete kadar sporun batı patentli modern hale gelişi, gelenekten kopma manasına gelmektedir. Ki; bunun sakıncalarını hep birlikte görüp, yaşamaktayız. Peki, yapılması gereken, çözüm ne? Devam edelim… 

İnsanoğlunun temel ihtiyaçları arasında beslenme ve sağlık önemli yer tutmaktadır. Bugün gelinen noktaya baktığımızda insanların nasıl ki hormonlu beslenme sağlığını tehdit ediyorsa, plan ve programsız, haçlı ve Siyonist anlayışa malzeme edilen her türlü hareket ve egzersiz, sporda kişilerin sağlığı kadar maneviyatı üzerinde tehdit unsuru oluşturmaktadır. Bunun bir başka izahı, spor modernleşmesiyle birlikte, çocuk ve gençlik başta olmak toplumumuz üzerinde birçok sakıncaları da beraberinde getirdi. Bunun tek çözümü, geleneksel sporların yaygınlaşmasıyla mümkün olacaktır. Tüm bunları anlatırken, önceki gün (tevafuk olsa gerek) Ankara Geleneksel Sporlar Tesisi açılışı vardı. Açılan bu tesisler vatandaşlarımızın at-ok-güreş gibi geleneksel sporlarla buluşmasını sağlayacak. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın belirttiği gibi, kendini, tarihi ve medeniyetini bilen inançlı, ahlaklı, erdemli gençlerin yetişmesiyle, geleceğe daha güvenle bakılması sağlanacaktır…

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.