BaŞakHaber

Türkiye ve 2020 Tokyo Paralimpik Oyunları (2)

Türkiye ve 2020 Tokyo Paralimpik Oyunları (2)
Ahmet GÜLÜMSEYEN( gulumseyen@hotmail.com )
1969 yılında Bayburt’ta doğdu. İlköğretim ve Liseyi Bayburt’ta okudu.1994-1998 Marmara Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksek Okulu / Spor Yönetimini bitirdi. 2004 -2005-Ankara Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksek Okulu (BESYO) / Yüksek Lisans Özel Öğrencisi.2016-2018-Gelişim Üniversitesi BESYO /Spor Yöneticiliği Bölümünde Yüksek Lisansını tamamladı. 2000-2002 Bağcılar Ensar Koleji Beden Eğitimi Öğretmenliği.2002-2005 Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü Spor Uzmanı /ANKARA.2005-2008 İstanbul Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü-Spor Uzmanı.2008-2011 İBB Spor Etkinlikleri A.Ş.- Spor Tesisi Müdürlüğü. 2014-2018 İBB Spor İstanbul Engelliler Koordinatörü. Gazetecilik ve Televizyon tecrübeleri: 1993-1995 Foto-Maç Muhabirlik.1995-1997 Bakırköy Postası Dergisi (Spor Sorumlusu) 1995-1997 Fanatik Gazetesi-Anadolu Ajansı (Fahri Muhabirlik). Akit-Anadolu’da Vakit Gazetelerinde Köşe Yazarlığı 1997- Devam Ediyor. İstanbul Büyükşehir Beledisi WEB TV’de Spor Muhabirliği ve 2012 Avrupa Spor Başkenti Program Yapımcılığı. Akit TV’de ‘Spor Sohbetleri’ Program Yapımcı ve Sunuculuğu. Birçok spor branşında hakemlik ve antrenörlük belgesi sahibidir.
105 views
13 Eylül 2021 - 19:54

Özel gereksinimli (engelli) 2020 Tokyo Paralimpik Oyunlarına katılımları toplumsal mesaj niteliği taşıdığından, bu başarıları sıradan bir başarı olarak değerlendirmemek gerek. Her bir yarışmacının spora nasıl başladığı ve nasıl bir antrenman programı izlenerek bugünlere gelindiğini, sporcu-antrenör-aile üçgeninde değerlendirmesinde yarar sağlar. Yüzmeden tekvandoya, judodan atıcılığa kadar, sporcuların başarı elde ettiği branşlara bakıldığında yedi farklı branştaki serüvenin zirvesine çıkaran merdivenin her bir basamağında ki ayrıntılar, elde edilen derece-madalyanın ayrı bir önem taşıdığının yansıması. O yedi branş, bir sonraki organizasyonda nasıl ikiye, üçe katlanır. Oyunlara katılan 87 sporcu sayısının nasıl artırılabilirin çalışmalarını şimdiden yapmak gerek. Çünkü sürece sadece spor olarak değil, yarışta yer alan insanın kazanımı olarak da bakmak gerek…

HASTA YATAĞINDAN, MADALYA KÜRSÜSÜNE

Paralimpik Oyunlarına katılan her bir sporcu için asıl başarı, 2020 Tokyo’da yarışlarda yer alması. Madalya kürsüsüne çıkmaları ise o başarı ‘dünyasının’ ödülü oluyor. Oysaki o süreçteki başarı hikâyelerinin, ayrıntılarıyla üzerinde durulması ve irdelenmesi gerekmektedir. Düne kadar kendisine hasta ve engelli olarak bakılan bu bireyler, bugün ülkelerini temsil etmenin haklı gururunu yaşıyor ve yaşatıyorlar. Sportif başarı gelmese, aynı şekilde ‘topluma külfet’ olarak mı değerlendirileceklerdi? gibi garip bir soru var! Böyle bir anlayış şekli sahip olanın, aklından şüphe duyulması gerekir. Vicdanları kabuk bağlayan, insanlıktan uzaklaşmak manasına gelecek böyle bir düşünce seline kapılmamak için, herkesin kendisine göre bir görev üstlenmesi gerekiyor. İnsana dokunmak, elinden tutmak, ayağı kaldırıp koşmasını sağlamak ve hayır duasını almak kadar makul ve mantıklı ne olabilir ki. Bu anlayışa ancak erdemliler ulaşabilir. O seviyeye ulaşmak ise önce insanca düşünmekle mümkün olur. Her şeyi olduğu gibi değişim ve değiştirmenin sınırları bellidir. Bilgenin ‘Önce insan olmak, sonra insanlara yardım elini uzatmak’ sözüne kulak verip, hareket geçtiğimizde o değişim başlamış olacak…

ENGELSİZ BAŞARIYI GÜNDEMDE TUTMAK

Bir spor bilimcisi olarak, sporun birey ve toplumlar üzerine etkisini gördükten sonra, en güzel ‘uyanma’ ve ‘uyutma’ aracı olduğunu anlıyoruz. İtiraz için mırıldananlar illaki olacaktır. Onlar işine geldiği gibi hareket eden kesim. Bu ayrıntıları zaman zaman bu satırlara yansıtıyoruz, elhamdülillah. Ülke olarak bir sporcu uluslararası başarı gösteriyor ise, kendi içimizden çıkan değer olduğu için, sevincimiz tetikleniyor ve ayağa fırlıyoruz. Bizim ise üzerinde hassasiyetle durmak istediğimiz, o değerlerin/yıldızların sayısını artırmak. Sahile vuran deniz yıldızları hikâyesini bilmeyeniz yoktur, sanırım. Dalgalara direnemeyen ve kumsala vuran denizyıldızının şanslı anı, kendisini suyla buluşturan vatandaşın eline düşmesi. O el kendisinin hayata tutunmasına vesile/aracı oluyordu. Özel gereksinimli (engelli) bireylerin her biri de, denizyıldızından farksız değil. Ömür sürecini ancak yaratan bilirdi ama, kaliteli yaşam biraz da kendi azim ve gayretleri, kendilerine dokunacak/uzanacak ele bağlıydı. Makam sahipleri her ne kadar başarıyı madalyaya bağlı görse de, bizim için en anlamlı madalya insanların gönüllerine takılan madalyalar. Bu, onların yaşamlarına anlam katmak, hayatın içinde aktif rol almalarını sağlayarak, yaşam mücadelelerinden galip gelmelerini sağlamakla olacak. Diğer türlü, maçın/yarışmanın kazanılması ve kaybedilmesi hususuna yaşanılan kaygının en üst seviyeye çıkması, oyun süresinin yaklaştığı an, zirveye çıkması ise mücadele esnasında olmaktadır. Sevinci ise birkaç gün sonrası. Yani her bir etki-tepki sayısı günler-saatlerle sınırlı. Oysa ki, bu anlık sevinçlerin toplumun % 12-13’ler ifade edilen özel gereksinimli (engelli) kalıcı memnuniyete dönüştürmek istiyorsak, kurallı yarışmaların (sportif aktivite) yanı sıra, kişilerin hareket ve egzersiz yapmasına öncelik vermemiz gerekmektedir. Diğer türlü, sportif başarının tek başına yeterli olmadığını, herkes için aynı anlama gelmeyeceğini idrak ederek, o doğrultuda hareket etmek önem taşımaktadır…

ÖNCE GÖNÜLLERİ, SONRA MADALYALARI KAZANMAK

Üst üste ikinci kez Olimpiyat (Paralimpik Oyunlar) Şampiyonu olan ve şimdiden üçüncü şampiyonluğu gözüne kestiren Abdullah Öztürk, Anadolu Ajansı muhabirinin kendisine uzattığı mikrofona duygularını ‘Engelli kardeşlerime sporun herhangi bir branşıyla uğraşmalarını tavsiye ediyorum. Spor sizi özgürleştirecektir. Eğer çok yetenekliyseniz antrenörlerimiz ülkemizin bayrağını temsil etme fırsatı verecektir. Mutlaka ve mutlaka spor yapın. Sloganımız, gelin birlikte spor yapalım, hayata yeni bir başarı hikayesi sunalım…’ şeklinde yansıtıyor. Aileler, çocuklarını spora yönlendirmesiyle, hayatın içerisinde aktif rol almalarını sağlayacaktır. Kamu veya özel sektörün sosyal sorumluluk yüklenmeyle, daha çok ülke insanın hareket ve egzersiz (spor) aracılığıyla engelinin üstesinden gelmesini sağlayacak. Böylelikle herkes görevini yapmış olacak. Aksi takdirde, başarı sayılı sporcuların madalya-kürsü ödülleriyle sınırlı tutarsak, yer aldığımız fotoğraf karesiyle ancak günü kurtarmış oluruz. Deniliyor ki; ‘2016’da ki 9 olan madalya sayımız, 2020 yılında 15 oldu.’ Eyvallah. Birileri 2024’de yapılacak Paralimpik Oyunların hesabına şimdiden kapadursun. Biz onların plan ve programlarına saygı gösterirken, daha fazlasını düşlüyoruz/istiyoruz. O da, daha fazla insanımızı spor (hareket ve egzersiz) yaptırma düşüncesinden hareketle, toplumun farklı engel türlerine sahip bireylerine ulaştığımızda, önce onların gönüllerini kazanır, sonra onların kazandıkları madalyaların haklı gururunu yaşarız. Böylesi daha anlamlı olmaz mı?..

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.