BaŞakHaber

Romantik ilişki ve çatışmalı evliliklere birde bu noktadan bakalım

Romantik ilişki ve çatışmalı evliliklere birde bu noktadan bakalım
Canan İSSİYIL( canan0871@gmail.com )
Canan İssiyil Kimdir? Sosyolog /Aile Danışmanı/Çocuk Gelişimi Ve Eğitimi/Eğitim Öğrenci Koçu Arel Üniversitesi Çocuk Gelişimi Programından sonra İstanbul Üniversitesi Sosyoloji Bölümünü bitirmiştir. Biruni Üniversitesi Aile Danışmanlığı Sertifika Programını tamamlayan İssiyil Psikoterapi eğitimlerini sürdürmektedir. Umut ve Temas Odaklı Evlilik Terapisi Kısa Süreli Çözüm Odaklı Psikoterapi Kişilik Bozuklukları Psikoterapisi Masal Terapisi Uygulayıcısıdır. SERTİFİKASYON: Enneagram (Mizaca Göre Kişilik Tipleri) Uzmanlığı Bilgi Üniversitesi Icf Onaylı Eğitim Ve Öğrenci Koçluğu MMPI Kişilik Testi Uygulayıcısı Objektif Çocuk Zekâ Değerlendirme Testleri Uygulayıcılığı Yönetim ve Organizasyon Etkili İletişim ve Beden Dili 360 Derece Performans Değerlendirme Eğitimi gibi pek çok sertifikaya sahiptir Canan İssiyil çeşitli kurumlarda seminerler vermiş ve vermeye devam etmektedir. Aile içi çatışmalar ve çözüm yolları, ergen - ebeveyn problemleri, öfke problemleri, zaman yönetimi, iletişim ve motivasyon, öğrenci odaklı ders çalışma yöntemleri, Ennagram (mizaca göre kişilik tipleri) uygulamalarına yönelik iş kariyer eğitim program ve seminerleri gibi pek çok alanda danışmanlık ve eğitim hizmeti vermektedir.
128 views
20 Haziran 2022 - 0:22

Hayat adeta ilmek ilmek örülmüş bir dokuma halı gibi. Elimizdeki renklerle yani ebeveynlerimizin örüntüleriyle çocukluğumuz dokunmaya başlar.

Anne babayla kurduğumuz ilişki güvenlidir ve hep o ilişki üzerinden hayatı dokumayı sürdürürüz. Oradaki renkler desenler adeta kişiliğimizi örer ve nihayet dokuma bittiğinde ortaya çıkan eser o en başta atılan ilk ilmekteki renkle sonlanmıştır.

Konfor alanımız anne karnındaki güven duygusuyla başlar. Öğrendiğimiz ilk ilişki biçimi olan anne ve babamız arasındaki ilişki bizim gelecekteki ilişkimizin demosu gibidir. Anne baba arasındaki ilişki nasılsa bizde aynı tür ilişkiyi yaşamak isteriz. Bu ilişki patolojik olsa dahi zihin konfor alanı olarak mühürler. Evlendiğinizde eşiniz bu patolojiye hizmet etmiyorsa sırf çocuklukta ki bu ilişkiyi güvenli bulduğu için zihin kaos çıkarabilir. Yani iyi başlayan bir ilişkiyi çatışmalı hale getirebilir. Bazen ne olduğunu neden olduğunu anlamadığınız kavga ve tartışmalara şaşırırsınız. Aslında bu size ait değildir. Bilinçdışında taşıdığınız çatışmalı ebeveyn ilişkilerine aittir. Çünkü anne baba güven sembolüdür, onların yaşadığı ilişki biçimi ister iyi ister çatışmalı olsun en güvenli olandır.

Romantik ilişkilerin tabanında aşk yatar zannederiz oysaki çoğunlukla ilgi yatar.

Yeni tanıştığınız kişide görsellik, mesleği ve maddi durumu dışında en çok sizi etkileyen ne olmuştu?

Elbette ki ilgisi; niye mi çünkü ilgilenmediğiniz biriyle iletişim başlatamaz dolayısıyla da ilişkiye adım atamazsınız.

Peki, o ilgi size ne hissettirdi değerlilik mi? Şefkat mi? Sevgi mi? Güven mi?

O aşamalarda fark edemediğiniz ve en çok ihtiyacınız olan şey biri için değerli olmak olabilir mi?

Dikkat et biri için dedim çünkü herhangi birisi de size ilgi gösterip değer verdiğinde oraya çekilme ihtimaliniz bilinç dışındaki değer ve ilgi açlığıyla doğru orantılı olarak ilerler.

Peki, o zaman ilgi + değer=sevgi/aşk mıdır?

Ve gerçek midir?

Aslında yaşadığınız şey bilinçdışındaki ihtiyaçların hızlıca tespit edilip hormonların yönetimindeki duyguların harekete geçirilmesinden ibarettir.

Birbirinden bağımsız davranması gereken zihin ve duygunun biri diğerinden baskın olarak seçim yapması ne kadar adil? Zihinle davransan kalbin küser kalbinle davransan zihnin kırılır.
Sadece romantik ilişkilerde değil yaptığımız her işte kurduğumuz her ilişki ve iletişimde akıl ve kalp birbiriyle kol kola olmalı. Yüreğinizi koyduğunuz her iş başarıya ulaşır tatmin eder.
Özellikle duygusal yapıya sahip kadınlar çoğunlukla bilinç dışındaki ihtiyaçların farkında olmadığında sadece heyecanla atan bir kalbin isteğiyle yönünü şaşırabilir. Âşık oldum seviyorum sözlerini önce kendine korkarak fısıldar. Evet, âşıksınız bu doğru hormonların böyle söylüyor çünkü…

Bilinç dışı kendi çocukluk yaşantısında ki dosyalara uygun kişiye rastladığında hormonlara “bunu kaçırmamalısın işte bak tam 1234 nolu dosyamıza uygun biri “der
1234 dosyası tamda çocukluk kayıtlarında baba yoksunluğu, anne şefkatinin hissedilmediği, ebeveyn veya bakim verenin ilgisinin ve libidinal enerjinin alınmadığı örselenmiş itilmiş tarihleri kapsıyordur.

Peki, bilinçaltının görevi neydi beni korumak o dosyayı bularak benzer kişiye rastladığında kaçırma diye hormonları harekete geçirmek ve kalbinize kıpkırmızı güller serpiştirilmiş aşk kanını pompalamaktı.

Evet, işte âşıksınız fakat ters giden bir şeyler var. Bazen neden bu adama kadına çekiliyorum aslında hiç tipim değil bu ilişkide iyi hissetmiyorum hiç bana uygun değil gibi kendinize iç sesinizle sorular soruyor olabilirsiniz.

Evet, işte o iç sesiniz aslında yakında başlayacak maratonun başrolünde olduğunuzu söylüyor.

Yaşadığınız ilişki özellikle hormonlar devreden çıktıktan sonra bir mücadele sporuna (aslında boks ya da eskrim demek isterdim) dönüşebilir. Hani çok duyarız evlenmeden önce böyle değildi. Sanki bambaşka birisi oldu. Evlilik bir anda toksik ve zehirli bir hale gelmiştir. Bu zehir her iki tarafı da hasta edebilecek düzeyde olabilir.

Savaştığınız aslında partneriniz değil o sizin bilinçdışınızdaki negatif kayıtların, travamaların yansıması yani sizin aynanız. O aynaya bakarak yaralarınızı görmeniz, kendinizi tanımanız çocukluğunuzla bugününüzü bir hamur yapmanız yani kendi keşif yolculuğunuza çıkmanız için düğmeye basılmıştır.

Romantik ilişkilerin ya da evliliklerin başrol oyuncusunun partneriniz değil kendiniz olduğunu görebildiğinizde bu yolculukta geçmişte bıraktığınız çocukluk parçasından arınır ve gerçek bir yetişkin gibi tekâmül edersiniz.

Savunma mekanizmalarını farkederek kalkanları indirmek” saf kendilik ve gerçek beni bulmak “için en önemli adımlardan birisidir.

Kişi savunma mekanizmalarının asıl nedeninin çocukluktaki hangi olay, durum, hangi ebeveyn tutumlarından ya da travamatik süreçlerden olduğunun keşfine bir danışman eşliğinde çıktığında çok daha farkındalıklı ve hızlı yol alır.

Evlilik danışmanları psikoterapistler çalışırken çocukluk anılarını her zaman terapinin odağına almayabilir.

Her birey bir parmak iziyse her evlilik ve ilişkide kendine özel izlerle doludur.

Nihayetinde çatışmalı ilişkilerin temelinde çalışmamız gereken ilişkinin kendisi olsa da genellikle bireyin çocukluk yaşantısıyla bağlantılı noktalarda bireysel terapiyle aile terapisini birlikte yürütmenin süreci hızlandırdığı deneyimlediğimiz bir gerçektir.

Sosyolog/Aile ve Çift Terapisti
Canan İSSİYIL

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.