Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı

Doğru ve Etkili Reklamın Adresi

Ampute Avrupa Şampiyonu Türkiye’den ‘Filistin yalnız değil’ mesajı - BaŞakHaberBaŞakHaber

20 Temmuz 2024 - 19:50

1969 yılında Bayburt’ta doğdu. İlköğretim ve Liseyi Bayburt’ta okudu.1994-1998 Marmara Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksek Okulu / Spor Yönetimini bitirdi. 2004 -2005-Ankara Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksek Okulu (BESYO) / Yüksek Lisans Özel Öğrencisi.2016-2018-Gelişim Üniversitesi BESYO /Spor Yöneticiliği Bölümünde Yüksek Lisansını tamamladı. 2000-2002 Bağcılar Ensar Koleji Beden Eğitimi Öğretmenliği.2002-2005 Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü Spor Uzmanı /ANKARA.2005-2008 İstanbul Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü-Spor Uzmanı.2008-2011 İBB Spor Etkinlikleri A.Ş.- Spor Tesisi Müdürlüğü. 2014-2018 İBB Spor İstanbul Engelliler Koordinatörü. Gazetecilik ve Televizyon tecrübeleri: 1993-1995 Foto-Maç Muhabirlik.1995-1997 Bakırköy Postası Dergisi (Spor Sorumlusu) 1995-1997 Fanatik Gazetesi-Anadolu Ajansı (Fahri Muhabirlik). Akit-Anadolu’da Vakit Gazetelerinde Köşe Yazarlığı 1997- Devam Ediyor. İstanbul Büyükşehir Beledisi WEB TV’de Spor Muhabirliği ve 2012 Avrupa Spor Başkenti Program Yapımcılığı. Akit TV’de ‘Spor Sohbetleri’ Program Yapımcı ve Sunuculuğu. Birçok spor branşında hakemlik ve antrenörlük belgesi sahibidir.

Ahmet GÜLÜMSEYEN

Ampute Avrupa Şampiyonu Türkiye’den ‘Filistin yalnız değil’ mesajı

Doğru ve Etkili Reklamın Adresi

Ampute Avrupa Şampiyonu Türkiye’den ‘Filistin yalnız değil’ mesajı
Son Güncelleme :

09 Haziran 2024 - 23:40

25 views

Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı

Fransa’da düzenlenen Ampute Avrupa Şampiyonası finalinde İspanya’yı 3-0 yenen Milli Takımımız şampiyon oldu. Ampute Milli Takımızın uluslararası organizasyonlarda ulaştığı bu tür başarılar yeni değil. 217 yılında ülkemizde ve 2021 yılında ise Polonya’da düzenlenen organizasyonda Avrupa Şampiyonu olan ay-yıldızlı ekibimiz, başarı halkasına bir yenisini daha ekledi. Bu başarının sıra dışı, diğerlerinde çok daha farklı olduğunu, finale kadar oynanan İsrail (6-0), Azerbaycan (12-1), İrlanda (5-0), Polonya (5-1), Almanya (11-0) ve İspanya (3-0) maçlarının neticelerden anlıyoruz. Millilerimiz bu başarıyı, siyonistleri soykırımı altında olan, Filistinli kardeşlerimize armağan etmesi, elde edilen başarıyı daha anlamlı hale getirdi. Mesaj açıktı; “Biz burada olduğumuz sürece yalnız değilsin Gazze”

MİLLİLER KATİL İSRAİL’İ EZDİ GEÇTİ 

Ampute mili takımız Avrupa Şampiyonası’nda ilk maçını Filistin katili İsrail ile oynadı. Üstad Necip Fazıl’ın İsrail için ‘Sana ülke diyenin yüzüne tüküreyim’ tarihi sözüne aldırış etmeyen FIFA, UEFA ve IOC gibi uluslararası komiteler, çifte standart uygulayarak İsrail’in spor organizasyonlarına göz yumuyor. Oysaki aynı anlayış, Rusya-Ukrayna savaşını gerekçe göstererek, Rus ve Belaruslu sporcuların Paris 2024 Olimpiyatlarına kendi ülkeleri adına katılımını yasaklarken, bu ülke sporcularına tarafsız statü şartı getirildi. Hiçbir canlının haksız yere öldürülmesini vicdan sahibi kimse rıza göstermez ama, söz konusu katliam/soykırım olunca, maalesef insanlar hayatını kaybediyor.  Ukrayna ve Rus arasındaki savaşın mağduriyeti Ortadoğu’daki mezalimin üçte birisi dahi değilken (Ocak 2021 BM raporlarına göre, toplam insan zayiatı 13.100-13.300 kişi) Bu sayı 3.375 sivil, 4.150 Ukrayna askeri, 5.700 Rus askeri), İsrail’e verilen serbestlik, uluslararası spor komitelerinin uygulamada/yasaklardaki adaletsizliği gözler önüne sermekte. Şampiyonanın ilk mücadelesinde İsrail’le mücadele eden ay-yıldızlı ekibimiz, Filistin’deki 36 binin üzerindeki şehitleri göz önüne alarak çıktığı mücadelede, rakibini adeta ezdi geçti. Millilerin bu maçta verdiği en büyük ders, şartlar eşit olduğunda hak edenin galip geleceğinin mesajı niteliğindeydi. Gazze’deki mazlumlar siyonist soykırımına maruz kalmaları, yıllar önce siyonistlerin Hitler tarafından ırkçı saldırılarından farksız değil. İslam coğrafyasında geride kalan ve kan donduracak derecedeki sekiz ayın özeti yıkım, kıtlık ve katliam. Yılardır abluka altında açık cezaevine dönen Filistin bölgesinde 16 bini çocuk, çoğunluğu kadın Müslüman kardeşlerimizi katleden, milyonlarca insanı evinden, yurdundan eden ve 80 binin üstünde mazlumu yaralayan siyonistleri temsil eden bir takım (İsrail) karşısında elde edilen farklı galibiyetle, işgal altındaki bölge insanına selam mahiyetinde, onların yalnız olmadıklarına yönelik bir mesajı niteliğindeydi….

SİYONİSTLER BOMBALIYOR, 

HAÇLILAR MİSYONERLİK YAPIYOR

Dedik ya bu başarı ‘sıradan’ değil, sportif ve siyasi açıdan da uluslararası öneme sahip. Ampute Milli Takımı dediğimizde aklımıza ne getiriyor? Bir asır önce işgale başlanan Filistin topraklarında katliam uygulanan siyonistler, bölgede yaptıkları soykırımla sadece on binlerce insanın hayatına kıymadı, daha fazla sayıda ki mazlum çocuk ve genci sakat bıraktı. Müslümanların kutsal topraklarında, İslami anlayışı silmek, açık ifadeyle siyonist ve haçlı anlayışın işbirliği içerisinde olduğu, el ele kol kola girerek misyonerlik yaptıklarını gördük ve düşüncelerimizi bu satırlarda paylaşmıştık. (https://www.yeniakit.com.tr/yazarlar/ahmet-gulumseyen/ampute-futbolunda-gazilerimiz-misyonerlik-ve-yabancilasma-33291.html) “Ampute futbolunda gazilerimiz, misyonerlik ve yabancılaşma” başlığı altında, bundan dört yıl önce bakın neleri paylaşmışız; “İsrail işgali-katliamında uzuvlarını kaybeden Filistin/Gazzeli çocuklardan, Birleşmiş Milletler aracılığıyla Uluslararası Kızılhaç Komitesi gözetiminde kurulan (İsrail’in abluka altında tuttuğu bölgede) Ampute Futbol Okulları geliyor. Sözde amaçları, çocukları tedavi etmek. İşin aslı araştırdığında, Müslüman Coğrafyasını bombalayan da (İsrail) tedavi edenin de (Kızılhaç) aynı anlayışa sahip olduğundan, Kızılhaç’ın yapmış olduğu uygulamanın, misyonerlik içerikli bir hareket olduğu her halinden belli oluyor. Böylelikle, sporu kimlerin ideolojilerine maşa ettiklerini görmekteyiz!.” Yine 2019 yılında gazetemiz Yeni Akit’te başlık aynen şu; “Gazze’de çocuk ampute takımı kuruldu.” Kuranlara dikkat kesiliyoruz. İsrail ablukası altında tuttuğu Gazze Şeridi’nde kurduğu takım Filistinli çocuklardan oluşuyor. Uluslararası Kızılhaç Komitesinin gözetiminde kurulan takıma, Avrupa Ampute Futbol Federasyonu Genel Sekreteri Simin Beker antrenörlük yapıyor. Komite, takımın Orta Doğu’da “küçük” çocuklardan oluşan ilk ampute futbol takımı olma özelliği taşıdığı belirtiliyor. Bugün ampute milli takımının sportif başarısını konuşurken, elin küffarı kutsal topraklarda spor aracılığı, ampute futbolu adı altında misyonerlik yapıyor. Güzel bir söz var ya; “Müslüman uyuma kutsal topraklarına, insanımıza sahip çık.” Bugüne gelince.  Dileğimiz, Filistin’deki işgal ve soykırımın bir an önce bitmesi. Sonrasında ise, bölge insanına, kardeşlerimize sahip çıkılması. Bakın 80 binin üzerinde mazlumun yaralanmasından bahsediliyor. Birçoğu atılan bombaların etkisiyle elini veya kolunu kaybetti. Avrupa Şampiyonlukları yaşamış Ampute Milli Takımızdan bahsediyoruz. Bu da demek oluyor ki, siyonistlerin kalleşçe saldırılarında elini, kolunu kaybeden Gazzeli kardeşimizin morali ampute futbolla/sporla düzelecek ise, o görevi misyonerlik adına Kızılhaç aracılığıyla haçlı veya siyonistler değil, Türk Kızılay’ı aracılığıyla bizler üstlenmeliyiz. Bu konuda ülkemizde önemli görevlere adını yazdıran, her daim mağdur coğrafyada mazlumların yanında olan İHH ve Deniz Feneri gibi Sivil Toplum Kuruluşlarımız, bünyelerinde yeni birimler oluşturarak, meydanı siyonist ve haçlı misyonerlere bırakmadan, bu tür görevleri rahatlıkla yapabilirler…

BAŞARIYA GİDEN YOLUN HİKÂYELERİ

Fransa gerçekleşen Avrupa Şampiyonasında, forma şansı bulan Ampute Milli Takımızdaki her bir sporcumuzun ayrı birer hayat hikâyesi var. Bugün mutlu sona ulaşmalarının sırrı, üstlenmiş oldukları ‘yapabilirim-başarabilirim’ ve kendilerine sunulan imkânlar. O imkân ve azim olmasa, başarıdan söz etmek mümkün olmayacağını Milli takımda başarıya ismini yazdıranlardan bizzat kendisi söylüyor. Mili takımın forvet oyuncusu Ömer Güleryüz’ün açıklamalarına kulak kabartıyoruz; “Benim için futbol çocukluktan gelen bir aşk, 6 yaşında koltuk değneklerini kullanmazken topun peşinden sekerek koşuyordum mahalleden arkadaşlarımla. 6 yaşında başlayan bu serüvende 13 yaşında ampute futbolla tanıştım. Bir gün mahallede arkadaşlarımla top oynarken bir ağabey geldi topa vurmamı istedi ve bana ampute futbolu anlattı ‘ampute futbola başlamak ister misin’ dedi. Ben ‘Çok memnun olurum, benim hayallerimde var’ dedim. Bir gün sonra antrenmana çağırdı, hemen beni takıma aldılar.” Milli takımın teknik direktörü İsmail Temiz, 2015 yılında, yani bundan tam dokuz yıl önce TFF Tam Saha Dergisine verdiği röportajda, bugünlere gelinmesinin tesadüfü olmadığını kendisinden dinliyoruz; “Engellinin kendine güveniyle alâkalı durumunu anlatayım. 2007 Dünya Şampiyonası müsabakalarımız televizyonlardan yayınlandı. Sonrasında herkes oyuncuları sokakta görünce, “Bu Rahmi, bu Barış” demeye başladı. Bizim çocukların protezleri yoktu; canadianla yürüyorlardı. Sonra protez yapıldı arkadaşlara… Ancak protezi giymediler. Çünkü protezi giyseler insanlar tanımayacaktı. Bu olay, ampute futbolun en ucuz bir şekilde rehabilite yolunu gösteriyor. İnsanları en ucuz şekilde ancak sporla rehabilite edebilirsiniz. Hastanelerde veya psikologla insanları rehabilite etmek çok zor…

AMPUTE TAKIMINI ALKIŞLARKEN, 

HASAN DOĞAN’I RAHMETLE ANMAK…

Bugün Ampute Milli Takımının tarihi başarılarına bir yenisini eklemesini konuşurken, özel gereksinimli (engelli) bireylerin sporla bedensel ve ruhsal gelişimlerine katkı sağlanması, plan ve programlı sportif başarılara yansıyan farkındalığı unutulmaması, hak edenin hakkının teslim edilmesi kanaatindeyiz. Bu süreçte Türkiye Futbol Federasyonu’nun (TFF) önemli pay sahibi. TFF’nin “Türkiye futbol oynuyor” projesi kapsamında destek verdiği işitme, görme, bedensel ve özel sporcuların başarıları ardına geliyor. Bakın bu destek sayesinde bundan iki hafta önce İşitme Engelliler Futbol Takımı Avrupa üçüncüsü oldu, Özel (zihinsel engelli) sporcular ise Uluslararası turnuvada ikinci sırada yer aldı. Bunlarla övünmekle yetmez, gurur duymamız gerekiyor. Çünkü sonuçlara sadece sportif başarı olarak bakılmamalı. Bunu nasıl anlıyoruz? Böyle bir sürecin başlangıcını yapan ve başarının fitilini ateşleyen TFF eski başkanı rahmetli Hasan Doğan’ın  emeği oldukça fazla (kendisini bir kez daha rahmetle anıyoruz). Milli Takımımızın başarısında emeği geçen herkesi, bir kez daha tebrik ederken, TFF Engelliler Koordinasyon Kurulu Başkanı Ömer Gürsoy’un rahmetli Hasan Doğan ile ilgili bir hatırasıyla yazımızı tamamlayalım; “2008 yılının ilk dönemlerinde yeni Başkan seçilmiş Hasan Doğan, kimseye haber vermeden Ankara’ya gelir ve benden ilk defa ve 5 saati aşkın bir süre boyunca TFF olarak engelli futbolu konusunda yaptıklarımızı dinler. Doğan bu projelerden o kadar etkinlemiş olacak ki, Fransız spor gazetesi L’Equipe’e verdiği röportajda şunları söyler: “Futbolun sosyal yanını da geliştirmek lazım. Bunun yolu da görme, işitme engellilere, sokak çocuklarına futbolu aşılamaktan geçiyor.” Doğan iki kere Ankara’ya geldi ve ampute futbolcularla gösteri maçları yaptı. Sincan’daki çocuk yuvasındaki mini futbol sahasının açılışında o dev gibi cüsseli adamın yüreğindeki çocuğu gördüm. Bakan Başesgioğlu’nun penaltılarında kaleye geçecek çocuk ararken “Durun ben kaleye geçerim” diyen tek yetişkin de oydu.” Vefatının ardından Hasan Doğan Ampute Futbol Turnuvası yaptık. Oğlu Selim’e Doğan’ın engellilerle yaptığı maçların fotoğrafları olan bir albümü vermiştim. Bu sefer oğlu bu turnuvada babasının yerine geçmiş ve ampute futbolcularla gösteri maçı yapıyordu.”

Doğru ve Etkili Reklamın Adresi

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Doğru ve Etkili Reklamın Adresi

Doğru ve Etkili Reklamın Adresi